11 Mayıs 2008 Pazar

gezi anıları

http://siirimsilerle.blogcu.com/





TRUVA Bucak, Burdur ilinin en büyük ilçesidir. Burdur Antalya karayolunun üzerinde kurulması Bucak ilçesinin hızla gelişmesinde en önemli faktör olmuştur. Bucak ilçesinin geçmişi çok eski zamanlara dayanır. Bucak yakınlarında bulunan Höyücek höyük’te Prof.Dr. Refik Duru tarafından yapılan kazılarda MÖ. 6 bin ve 7 binli yıllara ait eserler bulunmuştur.



Bucak ilçesinde tarih öncesi çağlara ait pek çok höyük bulunmaktadır. Bunlardan bazıları; Tepecik Höyük(ilçe merkezinde), İkizce Höyük (Ürkütlü Kasabası) Uğurlu Höyük (Uğurlu Köyü), Yuva Höyük (Yuva köyü), Höyücek Höyük (ilçe merkezi)



Bucak ilçesi Antalya ulaşım yolu üzerinde bulunması nedeniyle ticarete önem veren Selçuklularında dikkatini çekmiştir. Bucak ilçesi sınırları içinde Selçuklular tarafından yapılmış iki adet kervansaray yer almaktadır. İncir hanı ve Susuz kervansarayları.



İlçenin diğer önemli bir tarihi yapısı ise, kremna antik kentidir. Kremna uçurum anlamına gelir. Kent üç tarafı kayalıktır. Şehre giriş ancak batıdan mümkündür. Çamlık köyü yakınlarında bulunan Kremna antik şehri Aksu vadisine doğru uzanmaktadır. Kremna tarihi MÖ II.yy kadar uzanmaktadır. Kremna, Aksu (Kestros) Nehri’nin aktığı derin vadiye bakan 1200 metrelik bir tepenin üzerine kurulmuş. Aşağıdan bakıldığında, şehrin konumlandığı tepenin kartal yuvalarına ev sahipliği yaparcasına sarp ve heybetli bir görüntüsü var. Kentin en yüksek noktasından Aksu vadisinin harika manzarası görülebilir.

7-8 metre yüksekliğindeki dev surlar, şehrin ilk habercisi olarak çıkar karşımıza. Yamaçları çevreleyen ve bir kısmı ayakta kalabilen bu surlar, zamanında Kremna’nın zaptedilemez oluşunun simgesiymiş adeta.




1971-73 yıllarda kazısı yapılan kütüphane binasının tabanında Bizans dönemine ait mozaik ve Roma dönemine ait dikdörtgen prizma şeklinde yazıtlı kaideler açığa çıkarılmıştır. Bu kaideler üzerinde 10 adet mermer tanrı ve tanrıça heykelleri bulunmaktaydı. Bu heykeller bu gün Burdur Arkeoloji Müzesinin Kremna Salonunda sergilenmekte olup, hepsinin başları kırıktır.Bu heykeller, Büyük ve küçük Atena, Leto, Hygeia, Nemesis, Giyimli kadın, Apollon, Asklepios ve Herakles ve Aphroditedir.



Bucak ilçesin doğu kısmı ormanlarla kaplıdır. Aksu çayı üzerinde kurulan barajların oluşturduğu baraj göllerinin maviliği ormanların yeşili ile kucaklaşmaktadır. Doğanın güzelliği ve gölde bulunan lezzetli balıklar amatör balıkçıların ilgisini çekmektedir.El değmemiş bir doğa yeşilin yüzlerce tonu, çam ağaçlarının enfes kokusu.



Bucak İlçesi dünyada sadece Rodos adası ve Türkiye’nin güneybatısında yetişen sığla ağaçlarına ev sahipliği yapmaktadır. Nesli tükenmekte olan sığla ağaçları koruma altına alınmıştır. Sığla ormanı koruma alanı 88 hektarlık bir alanı kapsamaktadır. Tedavi edici özellikleri ve güzel kokusu nedeniyle tarih boyunca sığla yağı önem taşımıştır. Batık Fenike gemilerinde içi sığla yağı dolu amforaların çıkması, sığla yağının Akdeniz ticaretinde önemli bir yer tuttuğunu göstermektedir. Sığla koruma alanı Karacaören I barajı yakınlarındadır.



Karacaören baraj göllerine ilçe merkezinden doğuya doğru uzanan yoldan ulaşılabilir. Yol etkileyici güzellikteki ormanların arasından geçerek baraj göllerine ulaşmaktadır.



Karacaören baraj (II) gölü içerisindeki balık çiftliklerinde yetiştirilen balıklar göl etrafındaki tesislerde isteğe uygun olarak servis edilmektedir. Amatör balıkçılar göl etrafında balık avlayabilmektedir. İstenirse göl üzerinde gezintide yapılabilmektedir.



Bucak şehir merkezi yakınlarında bulunan İncirhanı’nın hemen yakınında bulunan Seferyitiği henüz turizme kazandırılmamıştır. Tavan ve duvarlar emsalsiz, dantele benzeyen sarkıtlarla bezenmiştir. Ayrıca buket, su altı süngeri, muz hevengi, salkım, demir parmaklık, tül perde, dorik ve iyonik sütunlara benzeyen dikitler bulunmaktadır.

Hiç yorum yok: